Gecen gun,
Yeni oda arkadasim, Glen, 49 yasinda baskalari icin yaptigi sanat yerlestirmelerinden oturu mutsuz. 20 sene once NY’a yerlesmis, mimarlik ve ardindan sanat yuksek lisansi okumus. Su an Williamsburg’de ufak sayilabilecek bir odada tum mal varligi ile oturuyor. Elinden herseyin gelebilecegini soyluyor. Yaptigi is ise oldukca eglenceli gozukuyor bana kalirsa. Zengin New Yorklularin evlerine yerlestirmeler yapiyor, sanat galerilerine gidip gelen sanat eserlerini “usulune” uygun olarak paketlerinden cikartip, mekana gore yerlestirmeler yapiyor. Sergi bittigi zaman tekrar kutulama, paketlemesini yapiyor. Geldigi yere yolluyor. Bir hayli yuksek paraya calistigini dusunmuyorum. Ama 20 senedir NY’ta yasadigina gore idare edebilecek durumda.
Gecen gun dedigim, 2 gun once bugunden. Gecmis olmus. Sabah mutfak rastgele karsilastik Glen ile. Ben yumurta hazirlamayi planliyordum, mantarli vs. Koca bir tavada hazirladigim yumurta ve kahveyle 2,5 saat muhabbet ettik. 9/11’I sordum, nasildi, burada ne yaptiniz, kimler ne dedi. Turkiye’ye yansimayan seyler soyledi. Muhtemelen butun bu bilgiler Youtube vs kanallarinda soylentiler halinde. Ancak cok komik, bu ulke. TV, yalanlardan ibaret. Medya, sacmaliklarla dolu, haber kanallarinda eglenceden haberlerinden baska birsey yok. Yine de Amerika’nin yasamaya deger bir ulke oldugunu soyluyor. Baska yerlere gitmis mi acaba?
Bazen kendimi sansli goruyorum. Sokaktigi karsilastigim insanlarin nasil burada yasamayi karsilayabildiklerini, ne islerle ugrastiklarini hayal ediyorum. Edemiyorum, kiralari dusunemiyorum. Bazen bu sehirde yasamadigimi sadece teget gectigimi dusunuyorum. Yeterine ugrasmadigimi ve burayi gorebilmek icin baskalarinin ne kadar calistigini dusunuyorum. Istanbul da pek farkli degil bana kalirsa tabi ki.
9/11 oldugu gun bir arkadasiyla ayni anda hem pencereden hem de televizyondan olayin goruntulerini izlemis. O gun tum sehir bir chaos halindeymis. Tum guvenlik guleri oraya gidip kontrolu saglamaya calismis. Dolayisiyla sehrin baska taraflarinda bu sefer insanlar topluluklar halinde gezmeye baslamis. Birkac gun bu boyle surmus. 2 kuleye ucak carpmadan once, soylentilere gore kulenin dibinde devasa bir delik acilmis. Ve her taraftan da gorulen daha ilk carpma olmadan once ikiz kuleler etrafinda olan binalarda ve kulelerin altlarinda patlamalar gorulmus. Isin ilginci, hic bir yerde ceset parcalari gozukmuyor. Her sey toz icinde, toz altinda. Her tarafta kemik parcalari, etsiz. Kuru. O gunun olacagini biliyorlar ve hala olmasina izin veriyorlar. Dahasi, kendileri planliyor bunu zaten, ya da muhtemelen buyuk bir parcasina maddi destek oluyorlar.
Kimler?
Pearl Harbour’in olacagini da biliyorlarmis. 50 yil sonra ancak kabul etmisler bildiklerini ve olmasina izin verdiklerini. Kimse agzini acmasin, savasin cozum olacagina inanan insanlarin askere yonlenmesini saglamak icin. Kocaman bir milliyetci, radikal ve sag goruslu toplum yaratmak icin birebir. Kimse de sorgulamamis. 50 yil sonra gercekler aciklandiginda da cogu insanin dedesi icin “tuuh, vah vah…” vs demesi ulkeyi daha iyi bir yere getirmemis keza. Zaten, kimse daha iyi bir yere getirmeyi ya da gelmeyi dusunmuyor bu sokaklarda muhtemelen.
Para.
Amerika’daki okul sistemini, yani ilk, orta, yuksek okul sistemini, yururluge geciren kisi Rockafellarmis. Muhtesem okullarin yaraticisi, bu sistemi yaratan duzenleyen planlayan sahane birey. Dusunen bireyler yaratmak degil tabi ki derdi, birey yaratmak da degil, boyle bir toplum yaratmak amac.
Kanun
Amerikan yasasinda soyle diyormus, “her insan mutlulugun pesinde calisan bireylerdir”. Komik tinlamiyor mu? “a person is a human being in persuit of happiness”
Ne garip, mutluluk pesinde olan insanlar olmak, insani kendi mutlulugunu sorgulamaya itiyor. Adamlarin kanununda bu var. Okullarinda egitim boyle isliyor. Ne garip bir yer burasi.

Bu konuyla gercekten de ilintili oldugunu dusundugum birsey daha…
Gecen gun, Selen’le bir telefon gorusmesi yaptik. Onla New York’ta ayni odada kalirken oturdugumuz mahalledeki Hasidik’leri garipsedim baya. Tanimadigim ve hayatimda ilk defa karsilastigim. Dun ise, telefonda konusurken “haydi, yatmam lazim artik!” dedik ve son 50dakikayi da New York’taki cesitli degisik insan tiplemeleri ve kulturleri, Hasidik’ler, Almanlar, Israilliler, Turkler, Muzisyenler, Jazz, Blok koseleri barlari hakkinda tartisarak iyi geceler diledik. Ben de Trader Joes’da alisveris yaptim. Bir ara yazilasi…